Obezite cerrahisi ile yaşama yaklaş

İleri teknolojik cihazlar ve yeni geliştirilmiş yöntemlerle obezite cerrahisinde yüksek başarı oranları elde ediliyor.

Tüm dünyada her yıl obezite oranlarında artış yaşanıyor. Vücutta sağlığı bozacak şekilde anormal ve aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanan Obezite, son yıllarda sıklıkla cerrahi yöntemlerle tedavi ediliyor. İleri teknolojik cihazlar ve yeni geliştirilmiş yöntemlerle Türkiye’de gerçekleştirilen obezite cerrahisinde yüksek başarı oranları elde ediliyor.

Değişen yaşam şeklimiz ve beslenme alışkanlıklarımız sağlığımızı etkilemekte obeziteyi, tüm dünyada sık rastlanan önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkarıyor. Obezite, vücutta sağlığı bozacak şekilde anormal ve aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanıyor. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının yüzde 15-18’i, kadınlarda ise yüzde 20-25’ini yağ dokusu oluşturuyor. Vücuttaki yağ oranı yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 30’un üzerine çıktığında obezite söz konusudur. Obezite düzeyinin tespit etmek için Beden Kitle İndeksi (Body Mass Index-BMI)’

nden yararlanılıyor. Kişinin kilogram cinsinden ağırlığının metre cinsinden boyunun karesine bölünmesi ile Beden Kitle İndeksi değeri bulunuyor. (BMI ( kg/m2): Vücut ağırlığı (kg) / Boy2(m))

Obezite teşhisi konulmasında yalnızca yağ dokusunun artışı değil, aynı zamanda bu artan yağ dokusunun nerede biriktiği de önem taşıyor. Çünkü deri altında ve özellikle kalça bölgesinde biriken yağ dokusu (armut tipi obezite, kadın tipi şişmanlık), obezite ile ilişkili hastalıklarla çok sıkı ilişki göstermezken, yağ dokusunun göbek bölgesinde birikmesi olan elma biçimli obezite ya da diğer adıyla erkek tipi şişmanlık hastalıklar açısından daha fazla risk oluşturuyor. Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimetrenin üzerinde olması kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkilidir. Yağın karın bölgesinde ve iç organlarda toplanması insülin direncine yol açıyor. İnsülin direnci ise obezite ile yol açtığı Tip 2 Diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, koroner arter hastalıkları arasındaki ilişkiyi sağlayan en önemli faktördür.

 

Obezite Cerrahisi kimlere uygulanabilir?

Obezitenin tedavisinde diyet, fiziksel aktivite, davranış tedavisi (beslenme modeli), ilaç tedavisi, kombine tedavi ve cerrahi tedavi gibi çeşitli tipte tedavi yöntemleri uygulanıyor. Obezitenin tedavisinde hastalara tüm süreçlerde psikolojik destek de veriliyor. Son 10-15 yıldır ülkemizde obezitenin tedavisinde cerrahi yöntemler sıklıkla tercih edilmektedir. Obezite cerrahisi kapsamında yer alan ameliyatlar ileri teknolojik donanımlı ameliyathanelerinde uzman ekipler tarafından gerçekleştiriliyor.

 

Obezite cerrahisi, Beden Kitle İndeksi 40’ın üzerinde olup düzenli diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen hastalar ile Beden Kitle İndeksi 35- 40 arasında olup obeziteye bağlı hipertansiyon, diyabet veya uyku apnesi gibi ek hastalıkları olan ve düzenli diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen hastalar için uygundur. Ancak bir hasta böyle bir ameliyata karar verip hastaneye başvurduğunda tüm tetkikleri ayrıntılı bir şekilde yapılmakta obezite nedenleri ve ameliyata uygunluğu araştırıldıktan sonra cerrahi uygulanıyor.

Obezitenin çözümlenmesinde cerrahi yöntemler etkili olsa de ameliyat tek başına kilolardan kurtulmak ve sağlıklı olmak için yeterli değil. Ameliyat sonrasında ciddi bir takip süreci yaşanmakta hastanın tüm beslenme alışkanlıklarını sağlığını koruyacak şekilde yeniden yapılandırması ve sağlığına zararlı şeylerden kaçınması gerekiyor. Ameliyat sonrası hedeflenen kiloya inmenin aylarca devam edebilecek bir süreç olduğu unutulmamalıdır.

 

Obezite cerrahisi yöntemleri

 

  • Mide içi balon yerleştirilmesi

Midenin içine yerleştirilen balonun kapladığı alan sayesinde hastalarda erken doyma ve tokluk hissi oluşmaktadır. Hastalar daha az yemek yiyerek, kilo vermeye başlarlar. Hastanın yeterince kilo vermesinden sonra, midenin içinde bulunan balon endoskop yardımıyla söndürülmektedir. Bu süreç yaklaşık olarak 6 ayı bulmaktadır. Hastalar bu süre içinde yapılarına göre, fazla kilolarının % 10-20’si arasında kilo verirler.

 

  • Mide kelepçesi

‘Mide kelepçesi’ olarak da bilinen ayarlanabilir silikon gastrik band metodunda, yemek borusu ile midenin birleştiği noktanın hemen altına, midenin çevresine bir band yerleştirilir. Böylece mide hacmi küçültülmüş olur. Band ameliyat sonrası yaklaşık 1 ay sonra cilt altındaki porttan serum enjeksiyonları ile kademeli olarak şişirilir. Bu sayede ameliyattan sonra mide geçişinin boyutu basit bir müdahale ile değiştirilebilir. Bu yöntemle hastanın çok az miktarda gıda tüketerek kendisini tok hissetmesi amaçlanır.

 

  • Tüp Mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi)

Dikey sleeve gastrektomi veya uzunlamasına “dikey gastrektomi’’ midenin % 75’inin dikey olarak çıkarılarak midenin bir muz veya tüp şekline dönüştürülmesidir. İşlem laparoskopik olarak stapler denilen tel zımba ile yapılmaktadır. Mide yemek borusunun devamı gibi tüp şeklini alır. Mide hacmi % 25’e düştüğünden hastalar önceden yediklerinin 1/4’ünü yediklerinde doyarlar. Bu yöntemde barsaklarda bypass yapılmadığı için emilim bozukluğu oluşmaz, daha az yemek kilo kaybına neden olur. Sleeve gastrektomi yemeği kısıtlayıcı bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır.

 

  • Gastrik Bypass

Gastrik bypass ameliyatlarında midenin büyük bir bölümü bypass edilerek küçük hacimli (yaklaşık 30-50 cc) bir mide bölümü hazırlanarak ince bağırsaklara dikilir. Bu ameliyatta hem diğer obezite cerrahisi ameliyatlarında olduğu gibi mide hacminin küçültülmesi hem de bağırsakların bir bölümünün devre dışı bırakılarak, tüketilen yiyeceklerin bir kısmının emilmeden atılması hedeflenir. Böylece hastalar hem daha az gıdayla doyar, hem de aldıkları gıdanın bir kısmı emilir.

Bir Cevap Yazın

Sizin İçin Ne Yapabiliriz?

Her tür sağlık sorununuz için bize ulaşabilirsiniz. Uzmanlarımız en kısa sürede size dönüş yapacaktır.